GASTRONOMİ TURİZMİ VE HATAY
Yazı: Ünal Kahraman


Gastronomi turizminde Hatay mutfağının zengin birikimlerini bir düzlemde ele almak istedik ve bu makale de özellikle son 5 yıllık çalışma planlarının incelenmesi ve değerlendirmesi yapılmıştır. Gastronomi turizmi alanında kendini ifade etmeye çalışan Hatay ilimizin içinde bulunduğu süreçler ve uygulanabilir yapılar değerlendirilmiştir.

Hatay mutfağının olumlu marka algısının oluşturulması ve turizm pazarında öne çıkan destinasyonlar içerisinde lider konumda olabilmesi için şehrimizin turizmde hak ettiği yere gelebilmesi bakımından çok önemlidir. Öyle ki bu tarihsel mutfak birikiminin pazarlanması ve bölgede öne çıkarılabilmesi için şu başlıklar incelenebilir.

•    Ürün

•    Eğitim

•    Örgütlenme

•    Koordinasyon

•    Tanıtım ve sosyal medya ağlarının etkili kullanımı

•    Tesislerin durumu

•    Belgelendirme

•    Teşvik

•    Suat analizleri (eksik ve kuvvetli yollarımızın doğru tespiti )

•    Kurumsal bütçelerin tek kanaldan yönetilebilmesi

•    Tarihi Çarşı ve pazarların restorasyon ve imaj çalışmaları

•    Markalaşma

•    Gıda güvenliği

•    Etkili ve uluslararası düzeyde sürdürülebilir fuar ve festivaller in oluşturulması

•    Coğrafi işaretleme ve coğrafi işaretlemenin pazara yansıması

•    Coğrafi işaretleme çalışmalarında bütçelendirme ve akreditasyon

Yukarıda saydığımız başlıklara daha birçok ekleme mutlaka yapılabilir.

Bölgemizde yapılan gastronomi turizmi yatırımları ve etkilerin doğru bir şekilde analizini yaptığımızda şehrimiz adına kat etmemiz gereken önemli bir mesafenin önümüzde öylece durduğunu görürüz.

Son 5 yıllık süreci iyi değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim. Özellikle komşu iller olan Gaziantep ve Adana’nın bu süreci daha iyi yönettiğini gözlemliyorum. Ama diğer taraftan, Hatay mutfağının UNESCO gastronomi alanında yaratıcı şehirler listesi ne 26. şehir olarak girmiş olmasına rağmen alt yapı, üst yapı, eğitim, tanıtım, organizasyon ve yayınlar kosusunda yetersizliği sektörün paydaşlarını tatmin etmediği aşikardır.

Öyle ki, son 5 yılda Adana ilinde yapılan örnekleri incelediğimizde özellikle geleneksel hale gelen ve uluslararası düzeyde yapılan portakal çiçeği festivali, altın Koza film festivali, 3A lezzet üçgeni festivali, Adana kebap festivali, yapılan çalışmalar adına güzel bir örnektir.

Yine mutfağını UNESCO listesine dahil etmiş olan Gaziantep ili örneğinde gördüğümüz Gaziantep Gastronomi Festivali, Gaziantep fıstık ve kültür festivali, Uluslararası Zeugma Film Festivali, Yedi Bölge Yedi İklim Halk Oyunları Festivali ve Gaziantep müzik festivali örnekleme açısından değerlendirilebilir.

Yaklaşık olarak 5 yıllık bir süreçte çevre iller festivaller ve uluslararası etkinlikler alanında kendi şehirlerinin altyapılarında ciddi kazanımlar elde etmiş iken ve bunları yeni projeler ekleyerek gelecek 5 yıl ve sonrası için planladıklarını projelerle desteklediklerini görürüz.

Şimdi de Hatay ilimiz geneli için geçmiş 5 yıl ve gelecek 5 yıllar adına yapılan çalışmalara birlikte bir göz atalım. Hatay Büyük Şehir Belediyesi sponsorluğunda birkaç sene önce gerçekleşen Hürriyet Gazetesi ile ''Hatay'da Antakya'yı Keşfet'' programı dışında herhangi bir program yapılmamıştır.

Bu konuda maalesef, gastronomi turizminin şehrimize kazandırabileceği fırsatlar iyi değerlendirilmemiş ve şehrimize fayda sağlayacak projeler üretilememiştir. Üzülerek belirtmeliyim ki bu süreçte genellikle Hatay Büyükşehir Belediyesi geniş kapsamlı kitlelere hitap edecek projelerden ziyade küçük ölçekli çalışmalarla süreci geçiştirmektedir. Örneğin (aşur bamya, en iyi kısır,  künefe çevirme ) yarışmalarıyla yalnızca yerel medyada haber niteliği taşıyan çalışmalar yapılmıştır.

Gastronomi turizmi adına yapılan yatırımları incelediğimizde ise; Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin restorasyonunu yapıp hayata geçirdi “Gastronomi Evi”ni iyi bir örnek olarak niteleyebiliriz. Fakat bu yapı “Hatay Gastronomi Evi” tabela sıyla hizmet vermekte iken, bugün yalnızca Antakya mutfağını temsil eden menüler ile hizmet vermektedir. Menülerinde Hatay ili genelini temsil edemiyor olması diğer ilçelerimiz adına üzücüdür.

Bunu örneklendirebiliriz. Mesela; Erzin “Tolga Çorbası”, “Reyhanlı Humusu”, “Hassa Pirinci” ile yapılan menüler de hazırlanabilirdi. 15 ilçeyi temsil eden bir menü hazırlanabilirdi. Umut ederiz ki önümüzdeki günlerde bunu dikkate alır ve “Hatay Gastronomi Evi” kimliğini geniş bir yelpazede sunabilir.

Peki bu konuda başka örnekler var mı?

İçinde bulunduğumuz gün itibariyle bunun varlığından söz edemeyiz. Beklentimiz geçtiğimiz günlerde New York Times dergisi 2020 yılında dünyada gezilebilir şehirler arasında Antakya ilçemizi ve Müze Oteli dahil etmesi gurur vericidir. Fakat her fırsatta Hatay ilini bir bütün olarak değerlendirme çabasında olduğumuz için binlerce yıllık tarihi birikimi olan Antakya'yı öne çıkarmayı bizden ziyade başkaları yapıyor. Burada biraz da Antakya Belediyesinin sessizliğini bozması uluslararası arenada ses getirecek sürdürülebilir projelere bir an önce kendisine hazırlanması gerekmektedir.

2019 yıl içerisinde gelecek adına çok önemli bir yatırım olan eski Meclis binası Adalı konağı ve yanında bulunan eski otel alanının Kültür Merkezi ve Mutfak Sanatları Merkezi olarak projelendirilmesi umut vericidir. Özellikle Mutfak Sanatları Merkezi projesini yıllardır katıldığımız tüm toplantılarda, komisyonlarda dile getirmiş olmak ve buna kıymet verilmesi bizim için gurur vericidir.

Ayrıca önce açıp sonra kapattığımız ve bu mekanla ilgili ciddi bir kararsızlığın yaşandığı Mutfak Müzesi’nden bahsetmeliyim. Oysa Antakya şehrinin bu alanda aldığı en doğru karar olan bu mekanın “Müze” kimliğine büründürülmesiydi. Hangi ihtiyaçtan müze kurmak hasıl olduysa, bilmediğimiz sebeplerle de bugün tabelası kaldırıldı. Oysa bu müze 13 medeniyetin tek lezzet çatısı altında şehrimizin gastronomik yapısını ifade etmesi açısından çok kıymetliydi.

Şehrimizin turizm altyapısı ve üst yapısından bahsederken yaklaşık olarak 10 yıldır hayatımızın her alanında sirayet etmiş olan Suriyeli mültecilerin şehrimizin kültür dokusuna yaptıkları etkiyi de iyi incelemek gerekir.

Şehrimizde Suriyeli göçmenlerin kendi manavları, kendi tatlıcı dükkanları, baharatçıları lokantaları bulunmakta. Bu konuda merak edenler için Habib- Neccar camiden Dörtayağa kadar sağlı sollu Suriyeli esnafların işlettiği dükkanlar ile yerli esnaf sayısı karşılaştırıldığında rakam dudak uçuklatıcıdır.

İlimizin yaşadığı bu olumsuzlukları, gururla ifade etmeliyim ki Altınözü ilçemiz bir fırsata çevirmiş ve Turizm altyapısında ciddi kazanımlar elde ederek uluslararası bir kimliğe büründürdükleri “Zeytin ve Zeytinyağlı Yemekler Fuarı”nı kendi içerisine kazandırmayı bilmiştir. Bu pozitif yapının diğer ilçelerimizde de hayata geçirilebilmesi adına iyi bir örnektir.

Şehrimizin tanıtımının vizyon ve misyonu adına yapılan başka şehirlerde yapılan tanıtım günleri Gazstronomi Turizmi adına memleketimize hiç bir katkı sağlamadığı kanaatindeyim. Buna örnek verecek olursak onlarca yıldır yapılan İstanbul'da Hatay günlerinin şehrimiz turizmine ve ekonomisine ve tanıtımına nasıl bir katkı sağladı irdelenmelidir.

Benzer etkinliklerin şehirlerimizde yapılmasının sonuçlarının gelen turist sayısını arttırdığı aşikardır. Küçük bütçelerle şehrimiz ciddi fuar ve festivaller pek tabii ki düzenleyebilir.

Burada şehrimizin plansız yapılanmaların dan ve kendi haline bırakılmış gibi görünen yapısından da mutlaka bahsetmeliyim.

Dünyanın pek çok alanda ilkelerine sahip olan şehrimizin kendi kimliğini öne çıkarabileceği düzenli Çarşı ve Pazar alanlarının olmayışı (özellikle sebze hali ve etrafında konumlanmış düzensiz ve sağlıksız şartlarda hizmet veren pazar ve seyyar satıcı yapılanmaları turizm alanında daha doğru değerlendirilebilir. Bu alanlar bugün turizm adına ev ödevi niteliğindedir.

Modern bir sebze hali ve pazarı bu keşmekeşliği bertaraf edilmesi adına kıymetli bir projedir. Aynı şekilde bugün balıkçı pazarı modern bir yapıyı çoktan hak etmektedir. 187 kilometre sahil şeridine sahip olan Hatay ili özellikle deniz ürünlerini çok daha iyi bir şekilde sergileyebilir ve bu alanlarda daha sıhhatli yeme içme alanları oluşturabilir.

Tarihi uzunçarşımızda yapılacak altyapı, üst yapı, sokak iyileştirmeleri ciddi önem arz etmektedir. Açıkta ürün satışının engellenebilmesi, güvenli gıdaya ulaşılması adına, satış ve tehcirinin müktesebata uygun hale getirilip kaldırım ve sokak işgallerinin önüne geçilmesi bugün belediyelerimizin olduğu kadar Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı yetki alanında teftiş ve denetimlerinin hakkı ile yapılabilmesi ile mümkün olabilir.

Umudum odur ki özellikle Antakya merkezli örneğin eski otogar alanı veya uygun görülebilecek şehir merkezine yürüyüş mesafesinde ki farklı bir alan tarihi Antakya mimarisine uygun halde hizmet verecek fuar niteliğinde ve özellikle marka değeri oluştura bilmiş işletmelerin, kooperatiflerin, kadın girişimcilerin işlettikleri yeme içme alanları oluşturularak istihdam alanları oluşturmak ciddi bir gereksinimdir. Böylece tarihi Antakya mutfak kültürünün yansıtılacak ve 365 gün hizmet verebilecek yapıdaki bu yerler şehrin Gastronomi turizmi adına üstünde düşünülecek yatırımlar olabilir.

Burada gözlemlediğimiz Bir başka eksik yönümüz ise şehrimizin yemek kültürün öne çıktğı basılı yayın eksikliğidir. Bu konuda kurum ve STK lar mutlaka bu eksikliği tamamlayacak yayınlar hazırlamalıdır.

Yakın, çok yakın zamanda da doğru tanıtım etkinliklerinin yaşandığı temiz, güvenli yaşanılabilir bir pozisyonda şehrimizi Türkiye Gastronomi Turizminde ve dünyanın Gastronomi alanında en renkli ve aydınlık kenti olarak görebiliriz. Bu alanda mesai yapmaya temsil ettiğimiz Antakya Gastronomi Derneği adına dün olduğu gibi yarın da bilgi ve birikimlerimizi paylaşmaya ve çalışmaya devam edeceğiz.